Mishakal,Büyü ve Büyüler,Aşk Büyüsü Forum Sitesi  
Medyum Olcay Aşk Büyüsü

Go Back   Mishakal,Büyü ve Büyüler,Aşk Büyüsü Forum Sitesi > İslamiyet / Dinimiz İslam > ALLAH C.C

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.Ağustos.2010, 18:55
SAKLIBAHÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 03.Ocak.2010
Mesajlar: 4
SAKLIBAHÇE is on a distinguished road
Standart Kuran daki HİDAYET Gizleniyormu ??

Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Türkiye'deki bütün Kur'an Meali yazarları hidayeti bilerek mi gizliyor?

Türkiye'deki tüm Kur'an meallerini incelediğimizde başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere neredeyse tüm meallerde Kur'an-ı Kerim'e göre bir insanın kurtuluşunu sağlayacak tek müessese olan HİDAYET'in GİZLENDİĞİ gerçeğiyle karşılaştık.

Ülkemizde yaklaşık 50 adet farklı Kur'an Meali basılmıştır ve bu yazılımda, bu meallerden 26 tanesini ayetlerin kelime kelime anlamlarını da vererek mukayese etmekteyiz. Özellikle hidayetin ve kurtuluşun açıklandığı hayati derecede öneme sahip 75 adet hidayet ayetinde ise toplam 43 tane Kur'an mealini mukayese etmekteyiz.

Allahu Teala bütün Kur'an-ı Kerim boyunca insanları iki gruba ayırmıştır. Hidayet üzere olan cennet ehli ve dalalette olan cehennem ehli. Kur'an ı Kerim'de 260 ayet hidayeti, 137 ayet de hidayetin zıddı olan dalaleti anlatır.

Kur'an-ı Kerim'deki hidayeti anlatan ayetlerin tümünde incelemelerimizi tamamladığımızda her biri birbirinden daha acı olan 3 sonuca ulaştık:
(Kimileri yurtdışı kaynaklı) bazı kişi ve kurumlar, Türkiye'de hidayeti açıklayan tüm ayetlerin çarpıtıldığı ve hidayetin gizlendiği Kur'an Mealleri hazırlatmışlardır. Bununla yetinmeyip mevcut bir Kur'an Mealini alarak, "sadeleştirme" adı altında "hidayet" in gizlendiği ve anlamının değiştirildiği mealleri hazırlamışlar, asıl meali hazırlayan mütercimin ismiyle kendi hazırladıkları sahte meallerin basımını yaptırmışlardır. Bu kişi ve kurumlar Hidayet'in gizlendiği ve örtüldüğü bu mealleri halkımıza ücretsiz dağıtmak ve satmak suretiyle bu meallerin yaygınlaştırılmasına çalışmaktadır.


2/BAKARA-159: İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.


Meal sahiplerinin çok büyük bir bölümü ise bu sahte Kur'an Meallerinden kopyalar çekmiş ve farkında olmaksızın HİDAYETİN GİZLENMESİNE yardımcı ve aracı olmaktadır.


2/BAKARA-79: Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).
Artık elleriyle (emaniye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah'ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun , elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.


Bugün camilerimizde de yıllardır anlatılmayan hidayetin, Kur'an meallerinden de çıkarılması sonucu Türk Halkı hidayeti öğrenememekte, farkına bile varmaksızın cehenneme doğru sürüklenmektedirler.


33/AHZÂB-66: Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta’nâllâhe ve eta’ner resûlâ(resûlen).
Onların yüzlerinin, ateşin içinde (bir taraftan bir tarafa) çevrileceği gün: "Keşke biz Allah'a ve Resûl'e itaat etseydik." diyecekler.


33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ).
Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi'nden) saptık."


33/AHZÂB-68: Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel anhum la’nen kebîrâ(kebîren).
Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.


10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.


10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).






GİRİŞ
Sitemizde bir anket düzenledik ve hidayetin insan ruhunun bu dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaştırılması olduğunu bilenler (526 kişi, %55,72) ile hidayetin doğru yol olduğunu zannedenlerin (418 kişi, %44,28) neredeyse yarı yarıya olduklarını gözlemledik.

Hidayetin insan ruhunun bu dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaşması anlamına geldiğini biliyorsanız, bu yazımızı tüm iman sahiplerine, imamlara, TV lerde İslam hakkında konuşup da Allah'a davet etmeyen, hidayeti öğretmeyen tüm din adamlarına "müjde ve uyarı" olarak gönderiniz.

Eğer hidayetin doğru yol olduğunu düşünüyorsanız, aşağıdaki ayetleri bir imam veya Arapça'ya hakim kişilerce muhakkak tercüme ediniz-ettiriniz. Bu çalışmaları yaparken her fırsatta Allah'a sığınıp, O'ndan yardım isteyiniz. Allahu Teala bizlere şahdamarımızdan yakındır, O'nun rızası için O'ndan yardım dilediğimizde bizlere karşı Rahman ve Rahim'dir. İnşallah hepimizin Allahu Teala'nın hidayetine erdirdiği kullarından olabilmemiz dilek ve dualarımızla...

Hepimiz unutmamalıyız ki, hidayeti bilerek gizleyen bir kaç mütercim dışındaki diğer meal yazarlarımızın çok büyük bir bölümü, okul dönemlerinde hidayetin gizlendiği kaynaklardan eğitim aldıkları için bu yanlışa istemeden ve farkında olmadan aracı olmuşlardır/olmaktadırlar. İnşallah bu yazımız sağ olan tüm meal sahiplerine ulaşır.

Ve inşallah kamuoyuna gerçekleri açıklayarak aldıkları vebalden kurtulabilmeleri kendilerine nasip olur.


Allah hepinizden razı olsun.

Aşağıdaki 2 bölümlük yazımızda Diyanet İşleri'ne ait meal baz alınmıştır. Yazımızın ilk bölümünde Allah'ın davetini ve müjdesini, ikinci bölümünde ise Kur'an ayetlerinin nasıl saptırılarak Allah'ın davetinin ve Hidayetin adım adım nasıl gizlendiğini, üzülerek gözler önüne sereceğiz.


BÖLÜM - 1: MÜJDE
Allahu Teala, "Biz Kur'an da hiç bir şeyi eksik bırakmadık" (En'am-38) buyurmuştur. Ve Kur'an tilavetini (okunup açıklanmasını) en az "ulûl elbâb" makamındaki insanların tezekkür edebileceğini (Al-i İmran-7) buyurmuş olmasına karşın, bugün İslam'ın yaşadığı en büyük tehdit dine sonradan sokulan bidatlerin Kur'an'ın önüne geçmesi ve din adamlarımızın da Kur'an ayetleri yerine bu bidatleri İslam alemine öğretmesi, tüm İslam alemini zümre zümre cehenneme mahkum etmektedir.

Oysa Allahu Teala'nın daveti açıktır:

Ra'd-14: Lehu da'vetul hakkı,...
Hakkın daveti O'nadır...

Bu bölümde kurtuluşu, nasıl müslüman olabileceğimizi ve Allah'a nasıl kul olunabileceğini Kur'an ayetleri ışığında göreceğiz ve Allahu Teala'nın kullarına verdiği müjdeyi öğreneceğiz.


1.1. İman kurtuluş için yeterli midir?
Secde - 29: Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
De ki: “Fetih (Kıyamet) günü, inkâr edenlere (*) iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.”

Bizlere yıllarca öğretilen "her kim Allah'a iman ederse muhakkak cennete gider" ifadesi Kur'an a ters düşen bir bidattir, dine sonradan şeytan ve yandaşları tarafından sokulmuş vahim bir tuzaktır. Allahu Teala tam 53 ayette cennete gidenlerin orda devamlı kalacaklarını ve cehenneme gidenlerin de cehennemde devamlı kalacaklarını buyurmuştur. Mu'minun suresinin 102. ve 103. ayetleri bu konuya açıklık getirmektedir.

(*) hum eklendiği kelimenin başına "onların ... " şeklinde bir anlam kazandırır. Bu cümlede "onların imanları" tam doğru çeviridir, ancak "iman etmeleri" aynı anlamda kullanılabilmekte ve bir anlam bozulmasına neden olmamaktadır.


1.2. Kıyamet günü kimler cennete, kimler cehenneme gidecektir?
23/MU'MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.


23/MU'MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

Kur'an'a göre Allah'a iman etmek olmazsa olmaz bir ön şarttır, bu konuda herkes hemfikirdir. Ancak Allahu Teala Secde suresinin 29. ayetinde iman edenleri imanın tek başına yeterli olmadığına dair, kullarının yapması zorunlu başka şeyler de olduğuna dair insanoğlunu uyarmaktadır. Mu'minun suresinin 102. ve 103. ayetleri Secde suresinin 29. ayettini tamamlamaktadır:

Sevap tartıları ağır gelenler ebediyen kalmak üzere cennete gideceklerdir, günah tartıları ağır gelenler ebediyen kalmak üzere cehenneme gideceklerdir.


1.3. Bir insan sevaplarının günahlarından daha fazla olması için ne yapmalıdır?
Enfal - 29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

(Karşı gelmekten sakınma diye çevrilen bölüm "tetteku allâhe"; Allah'a karşı takva sahibi olursanız" manasına gelir)

Allahu Teala bu ayette açık bir emir ile iman edenlere seslenmiştir: "Ey, iman edenler, takva sahibi olursanız günahlarınızı örter ve bağışlarım" buyurmuştur. Bu ayeti kerimeyi Secde suresinin 29. ayetiyle beraber incelendiğimizde neden imanın tek başına yeterli olmadığı daha iyi anlaşılıyor. Çünkü "Allah'a karşı takva sahibi olursanız" şartlı emri direkt iman edenlere verilmiş bir emirdir. Allah'a iman eden bir kişi, "takva sahibi olduğu zaman" günahlarının örtüleceği bu ayetin devamında buyurulmaktadır.

Enfal 29 günahların örtülmesi şartını açıkladığı için her müslüman için hayati derecede önemlidir, çünkü takva sahibi olarak günahları örtülen (sıfırlanan) kişilerin mutlaka yaptış oldukları iyi amelleri (sevapları) söz konusu olacağı için mizanlarında sevap tartıları ağır gelecektir. Bu ayet takva sahipleri için bu açıdan bir cennet müjdesidir.


1.4. Nasıl takva sahibi olunur?
Rum - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
Allah’a(*) yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının(?), namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın.

Bu ayette yer alan vettekûhu (takva sahibi olun) ile bir önceki ayette geçen in (eğer) tettekullâhe (takva sahibi olursanız) aynı fiilin emir ve şart kipleridir.

O'na (Allah'a) yönelin ve takva sahibi olun (vettekuhu).

(*) O'na (Allah'a) yönelmek diye bir kavram söz konusudur. Bundan sonraki ayetlerde karşımıza çıkacak olan "enab (enabu)" kelimesi ile bu ayette geçen munib kelimesi aynı kökten gelir. "Enab" yönelmek eyleminin isim hali, başına eklemen "m" takısı ile bu işi yapan kimse haline dönüşen münib kelimesi de "yönelmiş kişi" anlamına gelir. Günümüzde de kullandığımız "imar-mimar", "iman, mümin" gibi Türkçe'ye Arapça'dan geçmiş bazı diğer kelimelerde de aynı isim türemesini görmekteyiz.


1.5. Ancak Allah'a ulaşmayı dileyenler Kur'an'da cennet ile müjdelenmişlerdir
Zümer - 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Tâğût’tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele!

Kur'an-ı Kerim'de müjde kelimesini arattığımızda bulunan ayetlerin neredeyse tümünde ifade edilen müjdenin cennet müjdesi olduğu sonucuyla karşılaşırız. Zümer suresinin 17. ayeti de Allah'a yönelenleri cennet müjdesinin verildiği bir ayettir.

Zümer suresinin 17. ayeti müjdenin beraberinde, bir insanın Allah'a ulaşmayı dilemeden önce bilmeden de olsa taguta kulluk ettiğini ifade ettiği için aynı zamanda bir uyarıdır.

(*) Tagut, insan ve cin şeytanların tümünün oluşturduğu şeytanın ordularıdır.


Bölüm - 1 özeti
Bölüm - 1'de ulaştığımız sonuçları tekrar edersek:
İnsana kıyamet günü iman sahibi olması kurtuluşu için yeterli olmayacaktır (Secde-29).
Kıyamet günü sevap tartıları ağır gelenler ebediyen kalmak üzere cennete, günah tartıları ağır basanlar ebediyen kalmak üzere cehenneme gideceklerdir. (Mu'minun 102-103)
İman dışında insana gerekli olan kurtarıcı şey Allah'a takva sahibi olmaktır (tettekullahe) (Enfal - 29). Bir kişi takva sahibi olduğunda o kişinin günahları örtülür (Enfal - 29). ( bu durum aynı zamanda müminun 102-103 e göre cennet müjdesidir)
Allah'a ulaşmayı dileyerek Allah'a yönelenler takva sahibi olur (Rum - 31).
Zümer suresinin 17. ayeti de, Secde - 29, Enfal - 29 ve Rum - 31 i tamamlıyor. Allah'a yönelenlere (enabu) müjdeler vardır.
Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de hiç bir şeyi eksik bırakmamıştır (En'am - 38). Her ayeti diğer ayetler ile ayrı ayrı açıklayan da Allahu Teala'dır (En'am 54). Bu program ile mealleri mukayese ettiğinizde hemen tüm meallerden aynı 5 sonuca ulaşacağımızı görebilirsiniz.

"Uyarı" başlıklı 2. bölümde ise başta Diyanet İşleri olmak üzere Türkiye'de basılı tüm Kur'an Meallerinde aynı kelimeleri farklı ayetlerde nasıl farklı tercüme ettiklerini ve böylece hidayeti adım adım nasıl gizlediklerini gözler önüne sereceğiz.

Allahu Teala; insanın neden yaratıldığını ve insanın nasıl Allah'a kul olabilmeye başlayabileceğini, aynı konuların hem pozitif, hem negatif istikametteki tüm örneklerini Kur'an-ı Kerim'de bizlere açıklayarak bizleri hem müjdelemekte, hem de uyarmaktadır.


BÖLÜM - 2: UYARI
"Müjde" başlıklı 1. bölümde 5 sonuca ulaşmıştık:

İman sahibi olmak kurtuluş için yeterli değildir.
Kıyamet günü sadece sevapları günahlarından daha fazla olan kişiler cennete girecektir.
Bir iman sahibini kurtuluşa götürecek şey Allah'a karşı takva sahibi olmasıdır. Çünkü Allahu Teala takva sahibi olan mü'min'in günahlarını örteceğinin sözünü vermiştir.
Bir mümin Allah'a ulaşmayı dilediği anda takva sahibi olur. (1. takva)
Bi mü'min Allah'a ulaşmayı dilediği anda şeytan kul olmaktan kurtulur ve Allah'ın kulu olur.
Peki sonrasında ne oldu ve kurtuluş müjdelerinin üstü nasıl örtüldü derseniz; o noktada şeytan ve ona isteyerek yada istemeyerek yardımcı olan "sadatler" yani "din adamları" devreye girmektedir. Ateşe çağıran bu din adamları: "hidayeti gizleyerek", "Kur'an-ı elinize almayın çarpılırsınız" diyerek, Kur'an'da yeri olmayan bidatleri cemaatlerine öğreterek; insanları İslam'dan, Kur'an'dan ve Allah'tan koparmaktadırlar.

Türk-İslam Alemine Uyarı

Bazı kişi ve kurumlar Türkiye'de hidayetin anlatıldığı Kur'an meallerinin basımını ve dağıtımını engellemekte, hidayetin gizlendiği Kur'an Mealleri hazırlatmakta ve aynı zamanda "sadeleştirilmiş baskı" adı altında orjinal tercümesi değiştirilmiş (sahte) Kur'an Mealleri yayınlamakta ve dağıtmaktadırlar.
Hidayetin gizlendiği Kur'an mealleri hazırlıyorlar, hazırlatıyorlar.
Bir ayette doğru tercüme ettikleri kelimeleri bir diğer ayette hidayeti gizlemek için farklı (yanlış) anlamlarda tercüme diyorlar. Kelimeler eklemek ve bazı kelimeleri çıkarmak suretiyle ayetlerin anlamını değiştiriyorlar, Allah'ın davetini ve hidayeti gizliyorlar, hayati decere önemi olan İslam kavramlarını Türkçeleştirme ve sadeleştirme adı altında teker teker anlam ifade etmeyen soyut kavramlara dönüştürüyorlar ve bizleri hem bu dünya hem cennet saadetine taşıyabilecek ana unsurları gizliyorlar.
Hidayeti anlatan Kur'an meallerinin basımına ve dağıtımına engel oluyorlar.
Ellerinde tuttukları medya organları ile kendilerini İslam'ın savunucusu olarak gösterip, bu gerçekleri insanlara açıklamaya çalışan tüm insanları karalıyorlar, hazırladıkları meallerin basımını ve dağıtımını engelliyorlar. Nüfuzlarını kaybetmemek adına toplumu bu Allah dostlarından uzak tutmaya çalışıp, koca bir ülkeyi cehenneme sürüklüyorlar.
"Sadeleştirilmiş Baskı" adıyla, eski Kur'an meallerinden hidayet ayetlerini değiştirdikleri, hidayeti gizledikleri mealleri piyasaya sürüyorlar.
Hidayeti anlatan Kur'an meallerinin dağıtımına engel olmakla kalmıyorlar, hidayeti anlatan ölmüş din adamlarının meallerine "Sadeleştirilmiş 2. baskı" gibi isimler vererek, içlerinden hidayet ayetlerinde geçen "hidayet" kelimelerinin tümünün "doğru yol" olarak değiştirildiği yeni baskılarını hazırlıyorlar, satıyorlar, ücretsiz dağıtıyorlar.



Bu insanların Kur'an-ı Kerim'deki isimleri "münafık" ve "tagut" tur. Münafık müslümanların arasına sızmış ve topluma nifak tohumları atan kişiler, tagut ise insan ve cin şeytanların oluşturduğu şeytan ordusudur. Bu insanlar aramızdadır, bizden biri gibi davranmaktadır ve toplumda kin ve nefreti körükleyerek hem toplum için hem toplumlararası düşmanlıkları başlatan büyüten kimselerdir. En büyük savaşları ise Allah dostları iledir.

Allah dostları açısından bu savaşın adı cihattır. Allahu Teala Hz Adem'e kendi ruhundan üfürüp (Secde - 9) huzurunda olanlara Hz Adem'e secde emrini verdiğinde iblis hariç tüm huzurda bulunanlar secde etmiş ve emre itaat etmeyen iblis bu itaatsizliğinden dolayı kovulmuş, böylece insan ve şeytan arasındaki bu savaş başlamıştır (Araf 11-18). 7/A'RÂF-11: Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne).
Ve andolsun ki; sizi Biz yarattık. Sonra size suret (şekil) verdik. Sonra meleklere: “Âdem (A.S)'a secde edin.” dedik. İblis hariç, secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.


7/A'RÂF-12: Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
(Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım,beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.


7/A'RÂF-13: Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).
(Allahû Tealâ): “Öyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan çık. Muhakkak ki, sen alçaklardansın.” buyurdu.


7/A'RÂF-14: Kâle enzırnî ilâ yevmi yub'asûn(yub'asûne).
(Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.


7/A'RÂF-15: Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).
(Allahû Tealâ): “Muhakkak ki sen izin (mühlet) verilenlerdensin.” buyurdu.


7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.


7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.




Bu bölümde en önemli Kur'an kavramlarının tutarsız mealler ile nasıl bozulduğunu ve en önemlisi İslam'ın tek kurtuluş kapısı Hidayet'in (yani Allah'a ulaşmanın) nasıl gizlendiğini göreceğiz.


2.1. Allah'ın Daveti O'nadır (Kendisinedir) (Ra'd-14)
Rad-14: Lehu da’vetul hakk(hakkı), ...
Gerçek dua(?) ancak O’nadır.

Diyanet İşleri'miz Hidayet'in gizlenmesine, hidayetin başlangıç noktasından yani Allah'ın Davetinden başlamıştır. Ayetin doğru meali: "Hakkın daveti O'nadır" şeklindedir. Allahu Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de "davet" olarak ifade ettiği kelimeye Diyanet İşlerimiz "dua" diyerek Allah'ın davetini örtmektedir.


Neyse ki 43 meal arasında halen 5-6 din alimimiz "Gerçek davet O'nadır.", "Hak davet O'nadır", "Allah'ın daveti Kendisinedir" diyerek Diyanet İşlerinin gizlediği hakikati bizlere göstermiştir.


2.2. Allah, Allah'a ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracağının garantisini vermiştir (Şura-13)
Şura - 13: ... ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
Diyanet İşleri: ... İçtenlikle kendine yönelenleri de O'na ulaştırır.

Enab, münib ve yunib aynı köktendir (yönelme, yönelen). Bir diğer aynı kökten gelen ifade de "yehdi: hidayete ermek, ulaşmak", "huda: hidayet, ulaşma", "mehdi: hidayete erdiren" kavramlarında karşımıza çıkmaktadır. Şura suresinin 13. ayeti Allah'a ulaşmanın, yani hidayetin en açık bir şekilde anlatıldığı ayetlerden birisidir. Allah Kendisine yönelenleri O'na (Kendisine) ulaştırır.

Bu ayette Allah'a ulaşmak yani ölmeden evvel insan ruhunun Allah'a ulaşması ve böylece insan'a Allah'u Teala'nın Kendi Ruhundan üfürerek (Secde-9) emanet ettiği (Ahzap-72) insan ruhunun Allah'a ulaşması yani Allah'a teslimi anlatılır. Dinimiz İslam dinidir ve İslam Allah'a teslim demektir, 7 safhada yaşanır ve 4 teslimden oluşur. İnsan ruhunun Allah'a teslimi 1. teslim'dir, Şura-13 ve Rad-27 de buyrulduğu üzere Allah'ın garantisi altındadır. Allahu Teala, Allah'a ulaşmayı dileyen tüm kullarının ruhlarını Kendisine ulaştıracağını bizlere müjdelemiştir.

Allah'a ulaşacak olan şey, Allahu Teala'nın insana emanet ettiği Allah'ın Kendi ruhudur. Ve Allahu Teala bu emanetini biz dünya hayatını yaşarken bizlerden geri istemektedir.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

33/AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.


Bu ayete kadar Kur'an da yer alan en önemli ifadelerden 2 tanesini net olarak öğrenmiş olduk.
"enab, münib ve yunib" in aynı kökten geldiğini, Allah'a yönelmeyi ifade ettiklerini öğrendik.
"huda: Hidayet", "yehdi: hidayete ermek, ulaşmak" anlamına gelir.



2.3. Allah Kendisine yöneleni (O'na ulaşmayı dileyeni) O'na (Allah'a) ulaştırır. (Ra'd-27)
Ra'd - 27: ... yehdî ileyhi men enâb(enâbe)
Diyanet İşleri: ... kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.

Şimdi can alıcı bir noktaya geldik, bir önceki ayette (Şura-13) anlamı "O'na (Allah'a) ulaştırır" olan "yehdi ileyhi" ifadesi bu ayette "doğru yola eriştirir" oluvermiştir. "İleyhi", "ona" demektir. Bu ayette anlatılan O'na (Allah'a) ulaşmaktır. Mealden O'na (Allah'a) ifadesi çıkarılmış ve "doğru yola" ifadesi eklenerek hidayet gizlenmiştir.

Peki neden diğer ayeti doğru tercüme eden mütercim, birden bire bu ayette Allah'ın Kur'an'ından bir şeyi gizleme gereği duymuştur? Bunun nedeninin aynı surenin (Ra'd) 21. ve 25. ayetlerinde yaptıkları örtmenin (gizlemenin) ortaya çıkmaması için olduğu açıkça görülmektedir. Ra'd Suresinin 21. ayetinde "Allah'ın O'na ulaştırılmasını emrettiği şeyi O'na ulaştırırlar" ve Ra'd suresinin 25. ayetinde "Allah'ın O'na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler" ifadeleri Diyanet İşleri mealinde nedense yer almamaktadır.



2.4. İnsan ruhunu Allah'a ulaştıracak yolun adı "Sıratı Müstakim"dir (Nisa-175)
Nisa - 175: ... yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
... onları Kendisine varan doğru bir yola(?) iletecektir.

Bu ayette bizlerden gizlenen yeni bir kavrama daha ulaştık. Allah'a ulaştıran bir yol vardır ve bu yolun adı bu ayette "Sıratı Müstakim" olarak ifade edilmiştir. "Sırat:yol", "müstakim: istikamet verilmiş" demektir, ancak "Sıratı Müstakim" bir özel isimdir, çünkü bu yol, bu ayet ile açıklanan belirgin bir yoldur, özellikleri ve istikameti bellidir. Bu yolun başlangıcı bu dünyadır, yolun sonunda ise Allah'ın Zatı bulunmaktadır. "Sıratı Müstakim", insan ruhlarını Allah'a ulaştıran yolun adıdır, Allah'a ulaştırdığı için Allah'a istikametlenmiştir. Ayet üzerinde tartışmaya açık bir ayet değil, kesin hükümlü bir ayettir.

Bu ayette mütercim, bahis konusu yolun Allah'a ulaştığını ifade ederek o bölümü doğru tercüme etmiş, ancak "Sıratı Müstakim" e "doğru yol" diyerek, "Sıratı Müstakim" in yer aldığı 54 ayetin anlamını değiştirmiş, hidayeti gizlemiştir.


"Sıratı Müstakim", Allah'a ulaştıran yoldur.

Şu ana kadar incelediğimiz ayetlerden genel olarak Allah'a ulaşmanın farzıyetini ve Sıratı Müstakim'in O'na (Allah'a) ulaştıran yol olduğunu öğrenmiş olduk.


2.5. Şeytan Sıratı Müstakim'e din adamlarının yardımıyla oturmuştur.
Araf - 16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun(?) üzerinde elbette oturacağım.”

Allahu Teala Hz. Adem'in yaratıp, ona Kendi Ruhundan üfürerek (Secde-9) emanetini insanoğluna vermiştir (Ahzab-72). Artık insan Allahu Teala'nın Ruhunu taşıma şerefine nail olan tek mahluk olduğu için diğer tüm mahlukattan üstündür ve Casiye suresinin 13. ayetinde yer aldığı üzere "Göklerde ve yerde olanların hepsi insanoğlunun emrine amade kılınmıştır". Allahu Teala en üstün mahluku olarak insanı (Hz. Adem'i) yarattıktan sonra huzurunda olanlara Hz. Adem'e secde edilmesi emrini vermiştir(Araf-11). Araf suresinin 11-17. ayetleri Allahu Teala'nın bu emrine itaat etmeyen iblisin kovulmasını (Araf-13), Allah'tan kıyamete kadar izin istemesini (Araf-14) ve Allahu Teala'nın da bu izni vermesini (Araf-15) anlatır.

İzni alan iblisin ne yapacağı (vaadini) Araf suresinin 16. ayetinde ve yöntemlerini ise 17. ayetinde anlatılır.

Bir önceki ayetten (Nisa-175) tanıdığımız Sıratı Mustakim (Allah'a ulaştıran yol) bu ayette de yer almaktadır ve iblis insanları saptırmak için, insanları Allah'a ulaştıracak yolun üzerine oturacağını ve insanların Allah'a ulaşmalarına mani olacaklarını vaadetmiştir. Ve hazindir ki Kıyamet Günü bu vaadini gerçekleştirdiği İbrahim Suresinin 22. ayetinde yer almakdadır.

İşte şeytanın bu zaferine ulaşmasında en büyük yardımcıları da maalesef yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzere isteyerek veya istemeyerek Kur'an ayetlerini ve hidayeti gizleyen mütercimler ve din adamlarıdır.

Gerçekten de şeytan vaadini yerine getirmiş ve din adamlarını kullanarak üzerine oturmayı vaadettiği "Sıratı Müstakim" i neredeyse tüm Kur'an meallerinden gizlemiştir.



2.6. Allah'ın bizden yapmamızı istediği dua
Fatiha - 6: İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme).
Bizi doğru yola, (kendilerine nimet verdiklerinin: Ayet 7 den eklenmiştir.) yoluna ilet.

Maalesef konunun en içler acısı noktasına geldik, her gün en az 45 defa okuduğumuz, her namazın her rekatında okunması farz olan bir sure vardır ki, bu sure 114 sure arasından kulun Allah'a yakarışını duasını içeren tek duadır, tek örnektir. Allahu Teala Fatiha suresinde bizlere nasıl dua etmemiz gerektiğini öğretir.

Ancak Nisa Suresinin 175. ayetinde Allah'a ulaştıran yol olduğunu öğrendiğimiz Sıratı Müstakim bu ayette de yer almaktadır ve yine "doğru yol" diye tercüme edilerek, "hidayet" bir kez daha gizlenmiştir.



İhdi kelimesi daha önce öğrendiğimiz "yehdi: hidayete ermek, ulaşmak" fiilinin emir kipidir, "ilet" kelimesi kısmen ifadeyi karşılasa da yapılan dua "bizi ... ulaştır" şeklindedir. Allah'ın insanoğlunun gerçekleştirmesini buyurduğu duaya dikkatli bakınız. "Allah'ım bizi Sıratı Müstakime ulaştır". Nisa Suresi'nin 175. ayetinde öğrenmiştik ki, Sıratı Müstakim Allah'a ulaştıran yoldur. Fatiha suresinin (Allah'ın her gün defalarca gerçekleştimemizi emrettiği duanın) 6. ayeti bu durumda şu anlama gelir:

Fatiha-6: "Allah'ım bizi (Sana ulaştıran) Sıratı Müstakim'e ulaştır"


SONUÇ
Şu ana kadar ki öğrendiklerimizi özetleyelim.
Rad-14: "Allah'ın daveti O'nadır." (Allah insanları O'na ulaşmaya davet eder)
Şura-13: "İçtenlikle kendine yönelenleri de O'na (Allah'a) ulaştırır." (Allah kalben Allah'a ulaşmayı dileyen tüm kullarını kendisine ulaştıracağının müjdesini vermiştir, bu bir garantidir, Allah'ın sözüdür.)
Nisa-175: "Sıratı Müstakim", Allah'a ulaştıran yoldur.
Fatiha-6: "Allah'ım bizi Sana ulaştıran Sıratı Müstakim'e ulaştır"
Konu bu derece açık ve gözler önünde olmasına rağmen, maalesef bugün milyonlarca, milyarlarca insan için Allahu Teala'nın Kıyamet Günü için, "şeytan vaadini yerine getirdi" (İbrahim-22) ve "Kafirler zümre zümre cehenneme sürülürler" (Zümer-71) ifadelerinin gerçekleşmesi 1400 yıl boyunca planlı ver organize bir şekilde 3 adımda gerçekleşmiştir.
İnsanları Kur'an-ı Kerim'den uzaklaştırmak
Kurtuluşa götürecek ve Hidayet'i anlamamızı sağlayacak Kur'an (İslam) kavramları üzerindeki tahrifat
İnsanların Sıratı Müstakim üzerinden ruhlarını Allah'a ulaştırmasının (Hidayetin) gizlenmesi
2/BAKARA-159: İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.

Allah'ın Hidayet'ini gizleyenlerin hazin sonu Bakara-159 ile kesinleşmiştir. Ancak yıllarca içi boşaltılmış ve kurtuluşa götürmeyecek bir din ile uyuttukları milyonlarca, milyarlarca insan söz konusudur. Allahu Teala bu insanları uyarmamızı omuzlarımıza vebal olarak yüklemiştir. Allah'ın nezirlerinin 2 görevi vardır.
Müjde
Ölmeden evvel kalben Allah'a ruhlarını ulaştırmayı dileyen herkesi Allahu Teala hidayete erdirecektir (Kendisine ulaştıracaktır) (Şura-13, Ra'd-27). Allah'ın Hidayetini dileyen tüm insanların Enfal suresinin 29. ayetine göre günahları örtüleceği için bu kişi daha Allah'a ulaşmayı dilediği anda Allah'ın cenneti ile müjdelenirler:
Tâğût’tan (insan ve cin şeytanlardan) , ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. O hâlde, kullarımı müjdele! (Zümer-17)

Müjde sadece cennet müjdesi ve ahiret mutluluğu değildir. Allah'ın "Kullarım" dediği bir insan olmak, bu nokta dünya mutluluğunun başladığı noktadır, ruhun Allah'a ulaşmasına kadar geçecek 7-8 aylık sürede Allah'a ulaşmayı dilemiş kişi hayatının en mutlu evresini yaşar, ruhu Allah'a ulaştığı zaman (Hidayet) artık dünya mutluluğunun yarısı onundur.


Uyarı
İblis insan ruhunu Allah'a ulaştıracak yola (Sıratı Müstakim) oturacağını ve insanların Allah'a ulaşmalarına mani olacağını vaad etmiştir (Araf-16,17). Bu amacını gerçekleştirirken Kur'an'da sadat adı verilen "din adamlarını" ve kübara adı verilen "büyükleri" kullandığı bir gerçektir (Ahzab-66,67,68,69). Şeytanın orduları Allah'a ulaşmanın (Hidayet'in) ve Allah'a ulaştıran yolun (Sıratı Müstakim'in) önünde engeldir.

Allahu Teala insanoğlunu Kur'an'dan sorumlu tutmuştur. Tüm insanların bu dünyadaki asli görevi önce hidayeti öğrenmek ve yaşamak, sonra hidayeti diğer insanlara ulaştırmak, anlatmak için Allah yolunda şeytan ve ordusuyla cihad etmektir. Bir insanın Kur'an'ı ve Hidayet'i öğrenmemesi kendi sorumluluğudur, Kıyamet günü hesap günüdür ve her nefs ölümü tadacak ve sonunda kıyamete ulaşacaktır.



Allah'ın insana olan Sevgisi
Allahu Teala yarattıkları içerisinde en çok insanı sevmektedir.

Öyle ki Kur'an-ı Kerim'de yer alan tüm emirlerinin tek bir hedefi vardır, bu emirler sadece hem bu dünya hem de ahiret mutluluğunu insanoğlunun yaşaması içindir. Allahu Teala insanoğlunu o derece sevmektedir ki, insana Allah'a teslim olması için sadece ve sadece 1 küçücük dilek şartı koşmuştur.


"Ey yüce Allah'ım, nasıl onca ermiş (Allah'a ermiş) evliyan var ise, ne olur benim de ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştır, beni de ermiş Kulların arasına al. Amin"


Allahu Teala'nın hepimizi hidayetine erdirdiği kullarından eylemesi dilek ve dualarımızla...
__________________
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ

Bismillâhillezî lâ yedurru mea ismihî şey'un fî-l (ea)rdi ve lâ fis-semâi ve hüves-semîul alîm.
Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
daki, gizleniyormu, hidayet, hİdayet, kuran


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.


Destek Verilenler:Kısmet Açma Duası,Medyum Olcay,Ayırma Büyüsü,Büyü Yaptırmak İstiyorum,Soğutma Büyüsü,Bağlama Büyüsü
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153