|
|||||||||||
|
||||||


PEYGAMBER Efendimizin Geleceği Yüzyillar Öncesinden BiliniyorduHz. Muhammed S.A.V. |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
MELİK TÜBBA’NIN RASULULLAH’A (S.A.V) HASRETİ
Asırlar önce, Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, sevgili Peygamberimizin zuhur edeceğine şehadet eden Yemen hükümdarlarından Tübba Esat o yıllarda hemen hemen bütün Arap yarımadasına hâkimdi.yanında ehl-i kitaptan 400 alim vardı. Her tarafta beklenen Allah’ın elçisini arar dururdu Hem O’na tabi olmak, hem korumak içindi gayreti. Çünkü İsrailoğullarından olsun, İsevîlerden olsun, pek çok görevli, bilindiği gibi, Hazreti Peygamberi daha doğumundan itibaren yok etmek kararındaydılar. Yeryüzünü şereflendireceği zamanı bilmediklerinden yüzyıllar öncesinden işe koyulmuşlardı. Yemen hükümdarı Tübba Esat ülkesinin her tarafına adamlar salmış, Sevgili Peygamberimizi, bilinen vasıflarıyla aratıp duruyordu. Nihayet bununla da yetinmeyerek, bizzat kendisi, âlimlerini alarak yurdunda seyahate çıktı. Bir gün yolu Yesrib’e (Medine) düştü. Beş yüz sene öncesinde, Yesrip, yarısı çadırlı göçebe, bir kısım Araplar yaşamaktaydılar. Halk en çok ziraatle uğraşırdı. Yahudilerse başka sanatlar peşindeydiler. Diğer taraftan da ziraatle uğraşan Arapları emirlerine almak gayretindeydiler. Tübba Es’ad ve yanındaki âlimler, konakladıkları günün sabahına doğru o bölgede bulunan Uhud Dağı’ndan yükselen bir ikâz duydular. Buna göre, beklenen Allah’ın resülü Mekke’de zuhur edecek, fakat buraya hicret edecekti. Tubba Esat, yerli halka ve Yahudilere bir ses duyurup duymadıklarını sordurdu. Hiç kimse bir şey işitmemişti. Yanındaki ehli kitaptan 400 Âlimde Haniftiler. Tübba Esat ın beraberindeki âlimler bu vesile ile tübba esat’dan şöyle bir istirhamda bulunurlar: “Ey Melik, payitahtınızda kâfî derecede ulemâ vardır. Bizi burada bırakın ve her birimiz için birer hâne inşasını ferman buyurun. Umulur ki, Hâtemü’l-Enbiyâ Hazretleri’nin asr-ı saadetlerine erişir ve kendisine kavuşuruz. Eğer kendilerine kavuşabilirsek, sizi de haberdar ederiz.” Bunun üzerine tübba bu dört yüz âlim için birer ev yaptırır. Onları evlendirir. Birçok mal ihsan eder. Bir hâne de, gelecek Hâtemü’l-Enbiyâ Efendimiz için yaptırır ve: “O muhterem zat, bu memlekete hicret buyurduğu vakit bu hânede ikāmet buyursun.” diye vasiyette bulunur. Rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz’in hicretten sonra misafir olduğu ev, yani Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallâhu anh-’ın hâneleri, tübba esatın Peygamber Efendimiz nâmına yaptırdığı hâne imiş. Ayrıca Tübba Esat, bu dört yüz kişinin her birine, zuhur edecek peygambere verilmek üzere, O’na şehadet ettiğine dair bir yazıyla, maden üzerine kazılmış yine Allah’ın Resulünü tanıdığını bildiren şiiri verdi. Tübbâ ayrıca âlimlerin Samûl adındaki reisini davet ederek şöyle bir emir verir: “Beklenen Hâtemü’l-Enbiyâ şayet benim zamanımda zuhur edecek olursa ne âlâ. Eğer benden sonra zuhur ederse o muhterem zâta verilmek üzere size bir mektup tevdî edeceğim. Bu mektup elden ele, babadan evlâda emanet edilerek tâ Âhirzaman Peygamberi’nin kendi eline varıncaya kadar devredilmelidir.” Tübba Esat’ın isteğine göre, bu emanetleri babadan oğla geçecek ve Hazreti Peygamber zamanına kadar saklanacaktı. Aradan asırlar geçip de Hâtemü’l-Enbiyâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medîne-i Münevvere’ye teşrif buyurunca Ebû Eyyûb el-Ensârî Rasûl-i Ekrem Efendimiz’e bu mektubu arz eder. Rivayete göre bu mektup kendilerine okunurken Rasûl-i Ekrem: “Sâlih kardeş Tübbâ, merhabâ!” demiş ve bu cümleyi üç defa tekrar etmişlerdir. Tübba Esat’ın madeni bir levhaya kazılmış olan şehadeti: Kadiri mutlak Allahın Resulü olduğuna Ahmed için şehadet ederim. Eğer zuhuruna ulaşabilirsem Onun ya veziri, Yahut amcasının oğlu olurum. (Araplar'da amcaoğlu kardeş gibi kabul edilir. Muhtemelen kardeşi olurdum demek istemiştir.) Tübba Esat’ın Hz. Muhammed’e mektubu: Tübba esat’tan Allahın resulü ve nebisi olan Ahmed Muhammededir: Ey sevgili Peygamber, ben senin risaletine şahadet ediyorum. Getireceğin kitaba iman ediyorum. O kitapla ve sünnetle amelin manasındayım Rabbinide Rabbin bildim. Bildireceğin İslam şeraiti üzerindeyim. Sana yetişebilirsem ne âlâ, ne güzeldir. Eğer yetişemezsem şefaatçim ol.Kıyamet gününde unutma. Çünkü ben sana zuhurundan önce biat ettim. Ve seninle atan İbrahim şeraiti üzerineyim. MEDİNE-İ MÜNEVVERE Efendimiz,ömründe bir kez bile Medine’ye “yesrib” dememiştir. çünkü Kur’an-ı Kerim’de Yusuf suresinde bu kelime geçer.”yesrib”,”kınanan yer” anlamına gelir. Bir diğer anlamıda “nâhoş” hoşa gitmeyen yer anlamına gelir. Oysa,Medine hz.Peygamber’in hicret edeceği risalet ışığını tüm dünyaya duyuracağı,mescidini kuracağı ,vefat edeceği ve defnedileceği mübarek bir yerdir. Mutlaka ve mutlaka onun ismi değiştirilmelidir. Bu güzel olmayan isim güzel olan isimle tebdil edilmelidir. Allah Resulü buyuruyor ki, “İnsanların Yesrib dedikleri yere benim hicret emrim çıktı. Ancak orası yesrib değil “Tabe” dir (yada) “Taybe”. Yani orası hoştur ve güzeldir. İşte Allah Resulü, Medine nin ismini daha Mekke’den hareket etmeden değiştiriyor. Yine buyuruyor ki, “Allah Medine’yi “Tabe”(yada) “Taybe” olarak isimlendirdi. İkisi aynı kökten geliyor hatta bir hadis-i şerif te buyuruyorlarki, “Kim MEDİNE’YE YESRİB DERSE OTURSUN ALLAH’A TEVBE ETSİN…!” Tevbe niçin edilir? Günahtan dolayı edilir. Medine’ye Yesrib demek artık yasaktır Ulemamız bundan hareketle demişlerdir ki, “Eğer birisi kalkarda Medine’ye Yesrib derse, onun dili yamulmuştur, ayni kaymıştır. O dili temizlemek için onkere ona, “Medine” yada “Taybe” dedirteceğiz ki dili “güzele” alışsın. Böyle yapan Allah Resulünün hatrını saymamış Allah!ın koyduğu ismi kabul etmemiş demektir.” Peygamber Efendimiz de: “Kim Medine’ye Yesrib derse Allah’a istiğfar etsin O Medine’dir. O Medine’dir.” ( Kütüb-i Sitte c.12. Had. no: 4601 ) Allah’ım! Bize Medine’yi sevdir. Tıpkı Mekke’yi sevdiğimiz gibi, hatta daha fazlasıyla. Allah’ım! Onun havasını sıhhatli kıl. Allah’ım! İbrahim senin kulun, Peygamberin ve halilindir. Ben de senin kulun ve Peygamberinim, o sana Mekke için dua etti. Ben de Medine için, onun Mekke hakkında yaptığı duayı bir misli ziyadesiyle aynen yapıyorum. Allah’ım! Mekke’ye verdiğin bereketi iki katıyla Medine’ye de ver.” duasında bulundular. (Kütüb-i Sitte c.12 Had no: 4604-4605 ) ALINTIDIR |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| biliniyordu, efendimizin, gelecegi, Öncesinden, peygamber, yuzyillar |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|