Mishakal,Büyü ve Büyüler,Aşk Büyüsü Forum Sitesi  
Medyum Olcay Aşk Büyüsü

Go Back   Mishakal,Büyü ve Büyüler,Aşk Büyüsü Forum Sitesi > Uzayın Bilinmeyenleri ve Ufolar > Uzay;Gök Cisimleri ve Bilinmeyen Varlıklar

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.Nisan.2012, 15:48
göçmenoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Acemi Üye
 
Üyelik tarihi: 02.Şubat.2010
Mesajlar: 33
göçmenoğlu is on a distinguished road
Standart Vimanalar, Tarih Öncesi Uzay Araçları ..

Vimanalar ve İşleyiş Prensipleri
Bilim Araştırma Grubu

«... Sevkedici kuvvet akınında, manyetik ve kozmik güçleri kullanan önemli bir buluş, daha önceden [bilim dünyasının] imkân dahilinde görmediği bir sadelikle, çok uzaktaki planetlere yolculuk yapmamızı sağlayacaktır.
Jeanne Dixon
Vimanalar ve Yaşam - Gücü ile Şevkleri

İngiliz yazar Desmond Lesiie, George Adamski ile birlikte yazdığı «Uçan Daireler İndi» (Flying Saucers Have Landed, London, Fütura Books, 1977) adlı kitabında, vimanaları ya da UFO'ları sevkeden gücün sırrının çözüldüğünü yazmakta ve bunun, «Yaşam Gücü» (Life Force) dediği «biyo-kozmik güc»ün ta kendisi olduğunu belirtmektedir:

«Yaşam Gücü'nü, UFO'larda kullanıldığı (daha kaba metodlarla çalıştırılan UFO'lar hariç tabiî) şekliyle kullanmak, operatörün 'spirituel' olarak oldukça evrimleşmiş olmasını gerektirmektedir. Çünkü, operatör, bu gücü kendi 'Benliği' vasıtasıyla akümülatörlere ve sevkedici mekanizmaya kanalize edememesi halinde, hiçbir sonuç elde edemez. (Eğer UFO'ların ele geçirilmiş olduklarına dair rivayetler doğruysa) Şu anda, dünyalıların ellerinde olan, yerdeki herhangi bir UFO'nun tekrar havalanmamış olmasının nedeni de budur ve en ehliyetli askeri ve bilimsel beyinlerin tüm zorlanmaları hiçbir işe y aramamaktadır. Bu böyle olmasaydı, şimdi biz, çok daha ucuz ve kolay olan bir hareket etme metodu ile Ay'a ve uzaktaki planetlere gidiyor olacaktık.

«İnsandaki Yaşam Gücü, belkemiğinin tabanında yerleşik olup, 'kundalini' adıyla bilinir. Uyandırılmamış haldeki kundalini, ağacın (belkemiği) tabanının çevresine dolanmış olan yılan ile temsil edilir, ta ki, sayısız enkarnasyonlardan sonra bu kundalini gücü 'yükselmeye' ve kişinin 'yedi spiritüel merkezini' uyandırmaya başlasın (bu merkezler yedi titreşim hızına ya da varoluş seviyesine tekabül ederler). En yüksek merkezler ya da 'Şakralar' tamamen uyandırıldıklarında ve enerjiyle doldurulduklarında, kişi, bir Üstad [Adept] ya da tam bir İnisiye haline gelir.

Bu hal, 'Caduceus' adı verilen ve 'Hermes'in Asası' (omurilik) çevresine sarılmış iki yılanı (pozitif ve negatif enerji) gösteren sembolle temsil edilir. Tıp doktorlarının bu sembolü kullanmalarına rağmen, ne anlama geldiğini bilenler sayılıdır. İnisiyasyonun bu safhasında Üstad'ın kişisel atomları öylesine arınmış ve güçlenmiş bir haldedirler ki, Üstad'ın bedeni bir iletken gibi faaliyet gösterebilir ve o uzun ve çetin inisiyasyon süreçlerinden geçmemiş olan herhangi bir kimseyi anında yok edecek olan 'kozmik enerji'yle şarj eder. İnisiye, artık, îlâhi Güc'ün yürüyen bir santralidir ve şifa verebilir, yaratabilir ve yok edebilir. Bu güçle, kadim Mısır'da şifacılık için kullanılan 'Yaşam Asası' [The Staff of Life] gibi, sözkonusu işleme uygun bir şekilde yapılmış olan cihazları şarj edebilir. Örneğin 'Güç Çubuğu' [The Rod of Power] - firavunların asası bunun cansız bir taklidiydi - diğer birçok işlevinin yanısıra, Büyük Piramitler'in ve daha da eski olan öteki kutsal yapıların inşaatında kullanılan devasa taş blokların bugün için imkânsız olan bir dakiklikle biçimlendirilmesinde ve yerlerine konulmasında kullanılan, özellikle kudretli bir araçtı. Böylece, Samarangana Sutradhara gibi Sanskrit metinlerde bu gücün uygulanma metodlarının tarifleri ağır bir sembolizmle örtülmüştür.

«... Edgar Cayce'nin tarif ettiği Atlantis santralleri ve 'Alev Evi' [House of the Flame], daha önceki bir devre sırasında da aynı amaca hizmet ediyorlardı. Cihazların kendileri, İnisiyeler'den neşrolan Yaşam Gücü'nün alınması, depolanması ve tekrar neşredilmesine uygun olan özel kristaller ve metal alaşımlardan yapılmışlardı. Atlantisliler bu güç vasıtasıyla muazzam ağırlıkları hareket ettirebiliyorlar, taşı ayna gibi pürüzsüz bir şekilde kesebiliyorlar, kentlerini ve güzelce süslenmiş mezarlarını dinamoya ihtiyaç göstermeyen lambalarla aydınlatabiliyorlar ve gemileri ile 'vimanaları'ra sevkedebiliyorlardı.

«İrlanda Mitolojisinde, Atlantis çağında yaşadığı sanılan Kelt kahramanı Cuchulain'in, 'Sihirli Arabası' ile 'Antakya Kralı'rara vimanasına hücum ettiğinde Antakya Vimanasinın metalle kaplı yüzeyini parçaladığı anlatılır:

«... [Antakya Vimanası'nın] içindeki, değirmen taşları kadar iri olan iki büyük beyaz mücevherli taş dışarıya düştü ve kırıldı. Böylece, araba [vimana], yıkılan surlar gibi, gökgürültüsü sesi çıkararak yere düştü.'

«Bu büyük beyaz mücevherli taşların tahribi, vimananın düşüşüne, ancak kadim göksel arabaları çalıştıran sevkedici sistemin hayatî parçaları olmaları halinde yol açabilirdi.
«Nitekim, parçalanan Antakya Vimanasindan düşen 'değirmen taşları kadar iri, iki beyaz mücevherli taş'ın (Edgar Cayce'nin Ateştaşları ya da kristalleri) ve George Adamski'nin Öncü UFO'sunun kubbesindeki kristalle, döşemedeki daha büyük bir kristalin metal bir kolon ya da 'manyetik direk' vasıtasıyla irtibatlandırılmasvnın anlamına ilk kez George Milner dikkatimi çekmişti:

«Bu mekanizma, komple olarak, 'însan'ın kendisinin mekanik bir kopyasından' başka bir şey değildi;

«Aşağıdaki kristal = Belkemiğinin tabanındaki kundalini;

«Manyetik kolon — Omurilik;

«Yukarıdaki kristal ya da güç bobini = Baştaki yüksek merkezler.

«UFO pilotlarının tam alınları önünde duran ufacık bir cihaz ise doğrudan başın 'beyin epifizi' (pineal gland) nahiyesiyle ilgilidir, ki burada yedinci Merkez ya da Şakra yer alır. İki büyük kristalin ortasına rastlayan bu cihaz başlıca kristal ve platinden yapılmadır. Pilotun zihni bu cihazla tam bir uyum içersinde ya da 'rezonans halinde'dir.

Böylece, vimanaları kullanan İnisiyeler ve UFO pilotları, Kozmik Enerji'yi kendi varlıkları kanalıyla bu teçhizata yöneltmek suretiyle, kendilerini ve yolcuları Evren'in her yanına taşıyabilecek bir Kozmik Aracı zihnen mükemmel bir şekilde kontrol edebilirler.



Vimanalar ve Ses - Gücü ile Şevkleri

Vimanaları sevkeden mekanizmanın harekete geçirilişinde 'ses'in de kullanılmış olabileceği ihtimal dahilindedir. Ses dalgaları ile zihnî dalgaların her ikisi de titreşimdir. İtici güce ilk empülsü vermek için sesten de yararlanılsa, vimananın operatörünün zihnî radyasyonundan da yararlanılsa, esas unsur 'titreşim' olmaktadır.

«[Vimanalar] melodiler ve ritimler ile hareket ettirilebilir.» (Samarangana Sutradhara)
Uyumlu sesler bilimi (harmonics) ve uyumlu (armonik) seslerin bir güç kaynağı olarak uygulanımı Atlantis'te gayet iyi biliniyordu. Kadim metinlerde geçen 'ses' kelimesi, işitilebilir seslerden, yani saniyede birkaç yüzden 16.000 titreşime kadar uzanan atmosferik titreşimlerden başka, elektromanyetik titreşimlerin komple skalasının yanısıra, her şeyi biçimlendiren, fakat daha kaba minerallerden oluşan herhangi bir aygıt vasıtasıyla tespit edilemeyen çok daha suptil zihnî ve kozmik titreşimleri de ifade etmektedir.

Mahabharata'nın «Drona Parva» adlı bölümünde, sembolik olarak, vimana operatörünün zihnî titreşimine göre ayarlanmış olan sesin Cukra Vimana'nın itici' gücünü nasıl sağladığı anlatılmaktadır:

«Çok güçlü bir vimana inşa edeceğiz... 'Zihin,' o vimanayı ayakta tutan zemin haline geldi. 'Sözler,' [vimananın] üzerinde ilerleyeceği yollar haline geldi. Tüm sözler ve bilimler, tüm ilâhiler ve Vedalar'a ait 'Vasat' Sesi de hep birlikte [vimananın] içinde bir araya getirildi. Ve o arabanın/önüne yerleştirilen 'OM' hecesi [vimanayı] son derece güzelleştirdi. Yola koyulduğunda, kükreyişi dört bir yanı kapladı.»

Bu satırların yorumunu yapmak için pek fazla bir analize gerek yoktur: Belirli manyetik güçlerle uyumlu bir hale getirilen zihnî güç, vimananın havalanmasını sağlıyordu. Tedricen değişen uyumlu sesler vimanayı arzu edilen yol üzerinde sevk ediyorlardı. Bu görkemli
vimananın yapımında o zamanlar bilinen tüm kadim bilimlerden yararlanılmıştı. Vedalar'a ait 'Güç Veren Ses' Vasat ise, uyumlu seslerin . kullanımını belirtmekte ve vurgulamaktadır.

Saint Vincent Adası'nda anlatılan bir efsanede, geçmişin bilge insanlarının kanat kullanmaksızın kolayca uçabildiklerinden bahsedilmektedir: Altın tablalara vurarak, «ses etkisi» ile havaya yükseliyorlardı. Karayip Adaları'ndaki bir başka efsanede ise, kadim zamanlarda insanların merdivenlerden çıkıp inmedikleri, bunun yerine, metal disklere vurarak belirli bir şarkıyı söyledikleri ve böylece istedikleri yere gittikleri anlatılmaktadır.

Yazar Scott Elliott'un «Atlantis'in Öyküsü» adlı kitabında vimanaları anlatırken bahsettiği Amerikalı mucit John Worrell Keely, 1890'larda, Dünya'nın kutupları arasında akmakta olan manyetik güçleri araştırırken, «madde korpüsküllerinin titreşim ile bölünebileceğini» ve hu prensibin de bir motorun çalıştırılmasına uygulanabileceğini keşfetmişti. Söz konusu titreşimi kemanla çaldığı belirli bir notayla sağlıyor ve bu şekilde harekete geçirdiği esrarengiz Güç'e de «Dynaspheric Güç» adını veriyordu. İşin en ilginç yanı, gerekli olan titreşimin oluşması için Keely'nin kişisel vibrasyonuna da ihtiyacı vardı. Başka herhangi bir kimse Keely'nin motorunu çalıştıramıyordu. Keely, daha sonra, yaklaşık 4 kg. ağırlığında metal bir hava aracı modeli yapmış ve aynı esrarengiz 'ses titreşimi' prensibi ile bu modeli havalandırmış, havada' asılı tutmuş, yere indirmiş ve istediği şekilde hareket ettirmişti.

Bu buluşu zamanının çok ilersinde olan Keely, umutsuzluk ve fakirlik içersinde öldü. Hayal kırıklığına uğramış bir halde modellerini ve yazılarının çoğunu yok etti.

Scott Elliott, ilerki dönemlerde Atlantis vimanalarını sevkeden 'eterik gücün' «Keely'nin Amerika'da üzerine eğildiği güce benzediğini» yazıyordu.

Madam Blavatsky ise daha da ilginç bir iddiada bulunarak, Keely'nin harekete geçirmeyi başardığı gücün, Atlantis'in ve Kadim Hint Uygarlıkları'nın süper silahlarının arkasındaki dehşetli 'Vril Gücü 'nün ta kendisi olduğunu ileri sürmektedir. Hatta,. Keely'nin çalışmalarının hüsranla sonuçlanmasının nedenini, böyle bir gücü ortaya çıkarması için 'Yukarısı' tarafından kendisine izin verilmemesi şeklinde yorumlamaktadır.

( Vimanalar, Tarih Öncesi Uzay Araçları - Bilim Araştırma Merkezi )
Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
araclari, Öncesi, tarih, uzay, vimanalar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.


Destek Verilenler:Kısmet Açma Duası,Medyum Olcay,Ayırma Büyüsü,Büyü Yaptırmak İstiyorum,Soğutma Büyüsü,Bağlama Büyüsü
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153